Bill
heteroseksüel bir erkek. Yani kadınlarla düzüşür. John ise eşcinsel
bir erkek, yani erkeklerle düzüşür. Bill, John'un erkeklerle düzüştüğü
için öldürülmesi gerektiğini düşünmektedir. John'un
kızkardeşi, Beth, erkeklerle düzüşür. Bill, onun öldürülmesi
gerektiğini düşünmez. Çünkü onun özel hakları vardır. John'un
diğer kızkardeşi, Amy, kadınlarla düzüşür. Bill, Amy'nin öldürülüp
öldürülmemesi gerektiğine karar veremez. Çünkü Bill'in bazı arkadaşları
Amy'yi kadınlarla düzüşürken seyredip mastürbasyon yapmak
istemektedirler. Bill,
John'a "ibne" demektedir; ve "Tanrı ibneleri sevmez!"
John, erkeklerle düzüştüğü için cehenneme gidecektir. Bill,
aile değerleri üzerine atıp tutar; sonra gider arkadaşlarının karılarıyla
düzüşür. Tanrı kitaplarda der ki: "Zina yapmayacaksın." Bill asla
"Zina yapan erkekleri Tanrı sevmez," dememiştir. John
âşıktır. Sevgilisi Ed ile 20 yıldır birliktedirler. John, Ed ile
evlenmek ister. Fakat hükûmet eşcinsellerin evlenmesine izin
vermemektedir. Bill
evlidir. Hiç bir zaman da âşık olmamıştır. John,
ilişkisi olduğu kişinin cinsiyeti yüzünden evlenemezken, Bill
evlenebilir. Çünkü Bill'in özel hakları vardır. Bill,
ilk karısı Gwen'den boşanmıştır. Çünkü ondan sıkılmıştır.
Gwen hastanede kanser tedavisi görürken Bill tarafından terkedilmiştir.
Bill arkadaşlarına Gwen'in sersem bir 'piliç' olduğunu söylemiştir. John,
eşcinsel olduğu anlaşılıncaya dek bir çocuk bakımevinde çalışırdı.
Çocukların anne-babaları John'un onların çocuklarını düzebileceğinden
korkuyorlardı. Oysa John sadece erkeklerle düzüşür, çocuklarla değil! Ardından
John bir at çiftliğinde çalışmaya başladı. Çiftlik sahipleri onun
eşcinsel olduğunu öğreninceye dek. John eşcinseldi, ve onun atları düzmesinden
endişelendiler. Oysa John erkeklerle düzüşür, atlarla değil! John
sonraları bir morgda çalıştı, morg yöneticileri onun eşcinsel olduğunu
öğreninceye kadar tabii. John eşcinsel olduğuna göre cesetleri düzmeye
kalkışabilirdi! Oysa John erkeklerle düzüşür, cesetlerle değil! John,
ilişkide olduğu kişinin cinsiyeti yüzünden işten kovulabilir. Ama
Bill kovulmaz. Onun özel hakları vardır. John
küçükken orduda çalışmayı düşünmüştü. Ama ordu John'u, ilişkide
olduğu cinsiyet yüzünden kabul etmedi. Bill,
orduda bulunmuştu. Ordu onu kabul etti, çünkü Bill heteroseksüeldi.
Ordu John'u reddetti çünkü o eşcinseldi. Bill
çocuklarını beyzbol sopasıyla döver. Çocuklara Tanrı'dan korkmaları
gerektiğini söyler. Oğlu Jake'in kolunu kırar, onun eşcinsel olmasından
korkar. Sonraları Jake'in eşcinsel olduğunu öğrenir ve oğlunu öldürür.
Tutuklanır ve yaptığı şey sadece bir eşcinseli öldürmek olduğundan
1 yıl ceza alır. Bill'in
çocukları ondan nefret eder. John'un çalıştığı bakımevindeki çocuklar
onu çok severler. Bill,
bebeğin eşcinsel olup olmadığını öğrenmek mümkün olmadıkça kürtajın
yasallaşmasına karşıdır. Eğer bu mümkünse, kadınlar kürtaja
zorlanabilir. John
ve sevgilisi Ed, Jason adında bir çocuğu evlât edinirler. Jason
aileden aileye verilmiş bir yetimdir. John ve Ed'in dışındaki diğer
hiçbir aileyi sevememiştir. Fakat hükûmet, eşcinsellerin çocuk evlât
edinmelerine karşı bir karar alır. Jason'ı onlardan alırlar. Jason;
John ve Ed'den ayrıldığı için ağlar çünkü onları sevmiştir.
Hayatında ilk defa mutlu olduğunu ve hükûmetin bu mutluluğu onun
elinden aldığını yazar bir kâğıda, ve kendini asar... Birkaç
yıl önce John, Ed ile bir parktayken; Bill ve arkadaşları onları döverler.
Ne de olsa "Tanrı ibneleri sevmez!" Borular ve beyzbol sopaları
ile onlara vururlar. Doktorlar John'un yüzünü eski hâline getirmek için
ona titanyum plâkalar takarlar. John'un
çalıştığı yerde kimi insanlar Jeffrey Dahmer'ın eşcinsel olduğunu
ve eşcinsellerin de tutuklanması gerektiğini söylerler. Diğerleri de
kafa sallayıp bu düşünceyi onaylar. Bir kadın çıkar ve Ted
Bundy'nin de heteroseksüel olduğunu bu yüzden heteroseksüellerin
tutuklanmaları gerektiğini söyler. Diğerleri güler. Ed
AIDS hastasıdır. JC virüsü denen bir virüs beynine zarar vermektedir.
İlerleyen "Mültifokal lökonsefalopati" teşhisi konur. John,
tıp sözlüğünden hastalığın karşılığını bulur: "İlk nörolojik
belirtilerin ardından 3 ilâ 6 ay içinde ölümle sonuçlanan bir hastalık."
Sözlükte "TEDAVİSİ: Yok" yazmaktadır. John, kızkardeşi
Amy'nin evine gider ve ağlar. Bill,
Gwen'in kanser olduğunu ve büyük ihtimâlle öleceğini duyduğunda güler,
"O orospu hak etmişti bunu," der. Ed,
ailesine eşcinsel olduğunu söylediğinde, ailesi bir daha onu görmek
istemez. Onlara AIDS' e yakalandığını söylediğinde can çekişerek
ölmesini umduklarını söylerler. Bill
AIDS için eşcinsel hastalığı der. "GAY" sözcüğü,
"Gaysen, Aids'e Yakalanırsın" ın kısaltmasıdır (Orijinali
"Got Aids Yet?" ÇN).
Sağlık Kontrol Merkezleri, AIDS'in 25-44 yaş arası erkekleri en çok
etkilediğini belirtince, Bill 25 ile 44 yaş arasındaki tüm erkeklerin
"gay" olduğunu sanır. Kendisi 45 yaşında olduğundan gay
olma ihtimâli de yoktur! John
ve Ed, eşcinsel olmaları, hele Ed'in AIDS olması yüzünden ev
sahipleri tarafından sürekli evden çıkarılırlar. Bill, asla evden çıkarılmaz.
Onun özel hakları vardır. Ed
ve John'un bir çok arkadaşı ölmüştür. Çoğu AIDS yüzünden, ve
bir kısmı da Bill ve arkadaşlarından yediği dayaktan. John,
televizyonda hükûmetin bazı üyelerinin, AIDS'lilerin kamplarda
karantinaya alınması gerektiğini savunan sözlerini işitir. Ed, vücudundaki
virüsün görme merkezini tahrip edeli zaten televizyon izleyememektedir. Ed
dün öldü. Bill
gençlerin eşcinsel hayat tarzını seçmelerinden endişe duymakta.
Kaliforniya’da eşcinsel evliliklerin yolu açıldı
AA, 16 Mayıs 2008
ABD’nin Kaliforniya eyaleti yüksek mahkemesi, aynı cinsten kişilerin evliliklerinin yasaklanmasının anayasaya aykırı olduğuna hükmetmesiyle eşcinsel evliliklerin yolu açılmış oldu.
SAN FRANCISCO - ABD’nin en kalabalık nüfusa sahip eyaletindeki yüksek mahkemenin, başta San Francisco kentinden gelenler olmak üzere bu konudaki birçok şikayeti yerinde bularak tarihsel bir karara imza attığı bildirildi.
Şikayette bulunanların, ABD Medeni Kanunu’nda evliliğin “bir kadın ile bir erkek arasındaki birlik” biçiminde tanımlanmasının ayrımcılık olduğunu belirttiği, bunun da mahkeme tarafından kabul gördüğü de kaydedildi.
3. Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma’da ‘herkese eşitlik’ konuşulacak. Anayasa “herkes için eşitlik” öngörürken, eşcinseller neden dışarda tutuluyor? Türkler neden eşcinsel damgası yemekten korkuyor?
ANKARA - 3. Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşması dün başladı. Toplantının bu yılki ana teması “İnsan Hakları ve Ayrımcılık”. Lezbiyen, gey, transseksüel, biseksüel (LGBT) bireylere yönelik ayrımcılık, Türkiye’de eşcinsel olmak, AB sürecinde insan hakları, milliyetçilik, nefret salgını, homofobi ve anayasa sürecinde eşitlik konularının ele alınacağı toplantıların katılımcı kadrosu da zengin. Avrupa Komisyonu’ndan Avrupalı parlamenterlere, Human Rights Watch’dan BM İnsan Hakları Konseyi’ne, ODTÜ, Hacettepe ve Ankara üniversiteleri öğrenci ve akademisyenlerine, Türk ve yabancı gazeteci ve yazarlara önemli isimlerin tartışmacı olarak katılacağı toplantılar gelecek pazartesi sona erecek.
3. Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma, lezbiyen, gey, biseksüel, transeksüellere yönelik ayrımcılığın tartışılması ve paylaşılması amacı taşıyor.
1 hafta süresince konuşmaların yanı sıra film ve tiyatro gösterileri, sergi ve atölye etkinlikleri de düzenlenecek. Toplantılar, Hacettepe Beytepe kampüsü, AÜ Cebeci kampüsü, ODTÜ ve Ekin Sanat Merkezi’nde yapılıyor.
ANAYASA EŞCİNSEL HAKLARINI TANIMIYOR
KAOS GL Derneği’nden Ali Erol, buluşmaya ilişkin NTVMSNBC’nin sorularını yanıtladı. Toplantıda “sivil anayasa sürecinde eşcinsellerin talepleri” konusunda konuşacak olan Erol, sivil anayasa hazırlığı çerçevesinde, en azından “ayrımcılık” başlıklı maddeye cinsiyet kimliği ayrımcılığının girmesini istediklerini belirterek, şunları söyledi:
“Sivil anayasa tartışma sürecinde herkesin ortak noktaya vardığı başlık ‘herkes için eşitlik ve ayrımcılığa karşı olmak’tı. Fakat somut cümleler kurulmaya başladığında ‘herkes’ kelimesi her kesimi kasdetmiyor. Ayrımcılığa karşı olmak; aslında hangi ayrımcılığa karşı olmak. Sivil anayasa çerçevesinde bu maddenin ne olduğu kesin değil. Maalesef bu anayasa sürecinde eşcinsellerin taleplerini duymazdan geldiler. Anayasada eşitlik kavramı toplumu bir görmeye çalışıyor, fakat bir kesimi dışarıda bırakıyor. Anayasa Komisyonu Başkanı’nın da eşcinsel haklarını kapsamayacağını söylemesi, sivil anayasa tartışmasının samimiyetinde bir talihsizlik olarak değerlendiriliyor. Oysa isteğimiz özel bir talep değil, biz sadece eşitlik istiyoruz. Oturumlarda da KAOS GL Derneği bu süreci aktaracak.
TÜRKLER EŞCİNSEL DAMGASINDAN KORKUYOR
“Tüm dünyada haklarını en son kazanan kesim, eşcinseller. Bu yüzden bu mücadeleye devam etmemiz gerekiyor. Eşcinselliğin sanki bir hastalıkmış ve suçmuş gibi adlandırılması tüm dünyayı ilgilendiren bir konu. Bu buluşmada sadece sorunlarımızı tartışmayacağız, aynı zamanda toplumun diğer kesimlerine açarak paylaşmak istiyoruz. Bu çok zor bir süreç aslında, yurtdışından parlementerler katılıyor, ne yazık ki TBMM’den bir milletvekili veya bir parti üyesi bile katılmıyor. Türkiye’de homofobi azalsa bile kaygıları azalmıyor ve bunları aşmamız gerekiyor. Etkinliklere gitmek isteyen bazı kişiler bile, damgalanma kaygısı ve korkusundan gitmiyor.”
KOPENHAG - “Regnbuen” (Gökkuşağı) adlı bir dernek, Kopenhag’daki Assistens Mezarlığından eşcinseller için 45 mezarlık bir alan kiraladı. Ortasında büyük bir kaya parçası bulunan, yere çizilen üçgenle süslenen bu alana gömülmenin bedeli ise 2 bin 500 Kuron (yaklaşık 670 YTL).
Projenin sahiplerinden İvan Larsen, “Regnbuen adlı bir dernek kurduk. Amacımız erkek ve kadın eşcinsellerin yan yana gömülmesini sağlamak” dedi.
Nazi dönemini hatırlatan Larsen, “Üçgen eski simgemiz, ancak ıstırabın da simgesi” diye konuştu. Gökkuşağı bayrağının kayanın üzerine dikileceğini söyleyen Larsen, “Kendimizi soyutlamak istemiyoruz, ancak birlikte olma ihtiyacını hissediyoruz. Bunu, aile mezarlığı olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı.
Assistens Mezarlığında dünyaca ünlü Danimarkalı masal ustası H.C Andersen, Filozof Soeren Kierkegaard ve Fizikçi Niels Bohr gibi isimler de yatıyor.
İkinci Dünya Savaşına Pembe Üçgen, Naziler tarafından cinsel tercihleri nedeniyle toplama kamplarına konulmuş erkek eşcinsellere verilmişti.
Yine cinsel tercihleri nedeniyle tutuklanmış kadın eşcinseller ise siyah üçgen takmak zorunda bırakılmıştı.
Pembe Üçgen, Gökkuşağı Bayrağı ile birlikte eşcinsel yürüyüşlerinin ve eşcinsel haklarının başlıca sembollerinden biri olarak kullanılıyor.
Endonezya'daki din konferansında "Eşcinsellik caizdir" fetvası çıktı
2 Nisan 2008
Endonezya'nın başkenti Cakarta'da 27 Mart'ta düzenlenen Endonezya Dinler ve Barış Konferansı'ndan "Eşcinsellik İslam'da caizdir" fetvası çıktı. Endonezya içinden ve dışından pek çok İslam uzmanının katıldığı toplantıda konuşan ilahiyat akademisyeni Dr. Siti Musdah Mulia, Kuran'daki Hucurat Suresi'ni esas aldığını ve eşcinselliğin yalnızca şehvetten kaynaklanmadığını vurgulayarak, "Eşcinselliğin Allah'tan geldiğinin, doğal olduğunun göz önüne alınması gerekir. Allah'ın gözünde insanlar dindarlıklarına göre değerlendirilirler" dedi. Pek çok katılımcı da bu görüşe destek verdi.
Sex and the City'nin lezbiyen aktrisine onur ödülü
31 Mart 2008
Televizyonların meşhur dizisi Sex and the City'de Miranda rolünü oynayan lezbiyen aktris Cynthia Nixon eşcinsel öğrencilere eğitim amaçlı burs veren bir vakıftan (The Point Foundation) Cesaret Ödülü (2008 Point Courage Award) alacak. Tören 7 Nisan'da New York'ta yapılacak.
Kaos GL’nin geçen sene başlattığı “Yerel Gey-Lezbiyen Muhabir Ağı” projesinin ikinci eğitimi 23–24 Şubat tarihlerinde Ankara’da yapıldı. Eğitime Adıyaman, Antalya, Diyarbakır, Eskişehir, Isparta, İzmir, Kayseri, Muğla’dan gey ve lezbiyenler katıldı.
Eşcinsel hak haberciliğini güçlendirmek ve yereldeki eşcinsellerin sesi, sözü olmak için başlatılan “Yerel Gey-Lezbiyen Muhabir Ağı” projesinin ikinci eğitimi Ankara’da Kaos GL Kültür Merkezi’nde yapıldı.
Kaos GL’den Burcu Ersoy, Uğur Yüksel ve Umut Güner’in eğitmen olarak katıldığı eğitimde Uçan Süpürge editörü Selen Doğan da toplumsal cinsiyetin yaygın medyada nasıl kurulduğunu anlattı. Eğitimde İsveç’in önde gelen eşcinsel örgütü RFSL’nin web sayfası editörlerinden Alexandra Larsson ise deneyimlerini aktardı.
Batı Şeria’nın Cenin kentinden bir eşcinsel Filistinli, İsrail ordusundan verilen izinle, Tel Aviv’deki İsrailli hayat arkadaşının yanına taşınıyor.
AA
KUDÜS - İsrail’de yayımlanan Yedioth Ahranot gazetesinin haberine göre, İsrail ordusu, 33 yaşındaki Filistinli’ye şimdilik her ay uzatılması kaydıyla geçici oturma izni sağladı.
Haberde, söz konusu Filistinli’nin 8 yıllık arkadaşlığı olan 40’lı yaşlarındaki bilgisayar mühendisi İsrailli ile yaşamak için birkaç yıl önce İsrail İçişleri Bakanlığına başvurduğu belirtildi.
Gazetenin haberine göre, İçişleri Bakanlığından izin alınmasının uzun süre alacağının ortaya çıkması üzerine Filistinli, İsrail’in Filistin topraklarındaki hükümet faaliyetlerinin eşgüdümünden sorumlu Tümgeneral Yosef Mişlav’a bir mektup göndererek, ailesinin bu ilişkisini öğrenmesi halinde hayatının tehlikede olacağını bildirdi.
General Mişlav ise benzeri görülmemiş bir kararla Filistinli’nin talebini kabul etti ve her ay uzatılmak kaydıyla geçici oturma izni sağladı.
Filistinli’nin İsrailli arkadaşı, gazeteye, “5 yıldır bir araya gelmek istediklerini” belirterek, “Kalp rahatsızlığım var ve arkadaşımın yanımda olmasına ihtiyaç duyuyorum” diye konuştu.
Okan Bayülgen'in "Kadına, erkekçe bakan kalmadı"sözleri çok tartışılır.
Okan Bayülgen, kadın güzelliğinin, gay bakış açısına sahip fotoğrafçılar tarafından gölgelendiğini iddia ederek, "Kadına, erkekçe bakan kalmadı. Ve bu yüzden ben fotoğrafçılık anlamında homofobiğim" dedi.
Okan Bayülgen, Uluslararası Reklamcılık Derneği'nin (IAA) düzenlediği Reklamcılar Tahtaya' isimli panelde konuştu. Konuşmasına son fotoğrafsergisi "Erkeklerin Saatlerini Takan Kadınlar"la başlayan Bayülgen, "Böylebir teklifi geldiğinde konusunu kadın olarak belirlemek istedim. Çünkü kadına bakış açısı artık çok ib..leşti. Erkekçe kadına bakan kalmadı. Buyeni bakış açısı kadının güzelliğini gölgeliyor, azaltıyor" dedi.
Öğrencilerden birinin "Neden gay'ce değil de ib..ce" sorusuna ise Bayülgen şu yanıtı verdi: "Ben gay demek istemiyorum. Çünkü gay'ce demek kavram kargaşasına neden oluyor. Gay dendiği zaman 'Ay ne şeker' diyorlar.
'Arkadaşın ib.. mi' diye soruyorsun 'Asla' diye bağırıyorlar. Ben ib..cediyerek, bu bakış açısının kadını çirkinleştirdiğine vurgu yapmayı sağlıyorum." dedi.
Bayülgen, bu bakış açısına karşı olduğunu da söyleyerek, "Ben de aslında bir homofobiğim. Tabii fotograf açısından" dedi. Bayülgen'in bu sözleri üzerineöğrencilerden biri "Peki özel hayatınızda da homofobik misiniz" diye sordu.
Bayülgen'in "Ondan emin değilim" diye espri yapması seminere katılanları
güldürdü.
(Homofobik: Enşcinsellerden ve ileride eşcinsel olmaktan korku duyan kişi.)
STAR gazetesinin yaptırdığı kamuoyu araştırmasında halkımıza soruluyor:
"Otobüste yanınıza başörtülü biri otursa rahatsız olur musunuz?"
Soruya halkımızın verdiği yanıt şöyle:
Rahatsız olurum: Yüzde 5.2
Rahatsız olmam: Yüzde 94.8...
Ve gazete, yüzde 94’lük ezici çoğunluğa dayanarak hükmünü veriyor:
"Toplum farklı olana saygılı."
Ancak...
Aynı araştırmadan çıkan başka bir sonuç, "Toplum farklı olana saygılı" şeklindeki pişmiş aşa su katıyor...
Şöyle ki:
Araştırma kapsamında şöyle bir soru da soruluyor:
"Otobüste yanınıza her halinden eşcinsel olduğu anlaşılan biri otursa rahatsız olur musunuz?"
Yanıtlar şöyle:
Rahatsız olurum: Yüzde 62.9
Rahatsız olmam: Yüzde 37.1.
Demek ki neymiş?
Türbana tolerans göstermek, farklı olana saygı göstermek anlamına gelmiyormuş...
Ya da...
Türbana hoşgörüyle bakanlar, her farklılığa karşı aynı hoşgörüyü göstermeyebilirmiş.
O halde gazetenin, o başlığı "Toplum farklı olana saygılı" diye atmak yerine, "Toplum türbanlıya hoşgörülü / eşcinsele tahammülsüz" diye atması çok daha uygun düşmez mi?
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, lezbiyen bir kadının evlat edinme başvurusunu reddeden Fransa’yı kınadı. Mahkeme öğretmen olan kadının cinsel tercihleri yüzünden ayrımcılığa maruz kaldığı sonucuna vardı.
NTV-MSNBC VE AJANSLAR
İSTANBUL - Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), lezbiyen bir kadının evlat edinme başvurusunu reddeden Fransa’yı kınadı. Mahkeme öğretmen olan kadının cinsel tercihleri yüzünden ayrımcılığa maruz kaldığı sonucuna vardı. AİHM, davacı 45 yaşındaki kadına, Fransa’nın mahkeme masrafları dahil 24 bin 500 Euro ödemesini kararlaştırdı.
Fransa’nın Jura bölgesinde bir hemcinsiyle yaşayan kadın, 1988 yılında evlatlık edinmek üzere ilgili makamlara başvurmuş, talebi kabul edilmeyince dava açmıştı. Fransız mahkemesi, aynı cinsten iki kişinin aynı çocuğu evlatlık edinmesinin yasal olmadığına karar vermişti.
Karar gerekçesinde Fransız kadının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde yer alan “aile hayatı hakkından” mahrum edildiği belirtildi. Mahkeme sözcüsü, mahkemeyi kuran 47 Avrupa Konseyi üyesinden birisine karşı ilk defa böyle bir karar alındığını vurguladı.
10 yargıcın kararı desteklediği, yedisinin ise karşı oy kullandığı belirtiliyor. Şu anda 45 yaşında olan Fransız öğretmen ilk başvurusunu 10 yıl önce yapmış ve bu başvuruda bir başka kadınla sekiz yıldır süren istikrarlı bir ilişkisinin olduğunu belirtmişti.
Başvuruyu reddeden Fransız mahkemeler, kadının cinsel tercihlerinin bunda rol oynamadığını söyledi. Ancak kararın gerekçesinde evde “baba imajının eksikliğinden” bahsediliyordu.
Bir başka mahkemenin de kararı onaması üzerine Fransız öğretmen 2002 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdu. Fransız yasaları 28 yaşının üzerindeki bekarların evlat edinmesine izin veriyor - fakat evli olmayan çiftlerin çocuğu ortaklaşa evlat edinmesini engelliyor.
Yasalar eşcinsel çiftlerden bahsetmiyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Fransa’yı mahkeme masraflarına ek olarak 10 bin euro tazminata mahkum etti.
Mahkeme hükümeti gelecekte benzer olayların tekrarlanmaması için önlem almaya da çağırdı.
Eşcinsellere
ev ve iş konularında ayırımcılık yapıldığı için ve nasıl davrandığımız kim
olduğumuzdan daha önemli olduğu için ve taciz edilirsek bu bizim
problemimiz olduğu için ve saldırıya uğrarsak bunu biz kışkırttığımız için
ve sesimizi yükseltirsek teşhircilik ettiğimiz için ve seksten zevk
alıyorsak sapık olduğumuz için ve aids’e yakalanırsak onu hakettiğimiz
için ve gururla yürürsek çocukları yoldan çıkardığımız için ve çocuk ister
veya sahip olursak uygunsuz birer ebeveyn olduğumuz için ve haklarımızı
savunmaya kalkarsak sınırı aştığımız için ve bir insan olarak değerimizi
sürekli olarak sorgulamak zorunda bırakıldığımız için ve karşı cinsten
biriyle bir ilişkimiz yoksa buna bir şans vermediğimiz için ve aynı
cinsten biriyle bir ilişkimiz varsa bu görmezlikten gelindiği için ve
bizim sevgimizin “gerçek” olmadığı söylendiği için ve eğer kendimizi kabul
edersek sadece bir evre geçirdiğimiz için ve eşcinsel tarih edebiyatta yok
göründüğü için ve homofobi yargıtayca tasvip edildiği için ve diğer
binlerce sebep yüzünden EŞCİNSEL SİVİL HAKLARI HAREKETİNİN BİR PARÇASIYIM.
EshMekanlar
Çalıştığınız veya işlettiğiniz müessese eşcinsel dostu mu? Buradan tanıtmak için bize yazın.
EshEtkinlikler
Organize ettiğiniz veya etmek istediğiniz etkinlikleri buradan duyurmak için bize yazın.